Ne oldum değil,  ne olacağım” demeli, atalarımızın asırlar önce dediği gibi.

Rumlar ekonomik  krizin fena esiri oldular.

Bu krizin, başlarına  Kıbrıs konusunda da beklemedikleri bir takım sorunları daha getireceğini söylemek yanlış olmaz.

Krizin Rumlarda,  yılların değişmez, kemikleşmiş tabularını da yavaş yavaş yıkmaya başladığı  kesin.

“Kişi başı  gelirimiz 25 bin dolar. Biz Avrupa’nın refah seviyesi en yüksek ülkesiyiz” diye  böbürlendikleri günler bitti artık.

Bilindiği gibi,  o günlerde dünyaya yukarıdan bakan Rumların Kıbrıs deyişiyle “bıyıklarını balta  kesmezdi.”

KKTC’yi yok  addediyorlar, Kıbrıs’ın hepsini istiyorlar ve “biz ne istersek o olacak” diyorlardı.

Tekerlek şimdi  iyice dönmeye başladı. 1974’de yaptığı dönüşe bir urub (dörtte bir) daha eklendi.

Makarios  darbeden önceki mitinglerinde ve TV konuşmalarında¸ “Adayı silah atmadan ele  geçirebilmemiz ve Türklerden temizleyebilmemiz için Türk topraklarını satın  almamız gerekir. Türklere on Kıbrıs Liralık malları için otuz veya kırk Kıbrıs Lirası verin ve topraklarını satınalın. Türk tüccarlarla da batırana kadar mücadele edin. Bu kutsal uğraşınızda Kilise maddi ve manevi olarak yanınızda olacaktır.” derdi.

Neyse ki zamanın  Yunanistan’daki albaylar cuntası adayı ele geçirmek için farklı bir yöntem  uyguladı da Makarios’un bu ölümcül uygulamasından kurtulduk.

Uzun vadede,  baskılar, işsizlik, parasızlık ve ekonomik çöküntü nedeni ile gençler adayı  terk edecekti ve Kıbrıslı Türklerin hakları ve adadaki konumu “Kıbrıs Cumhuriyetinin  Ortakları” statüsünden “Azınlık” statüsüne indirgenecekti.

Şimdi artık vaktiyle kendi  hazırladıkları tuzağa kendileri düşmek üzere.

Gerek Maraş’a Türk İdaresi altında  geri dönüş çağrısı, gerekse de Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) ödediği  tazminat miktarları, yıllardır Kıbrıs Rum Yönetiminin Rum halkı üzerinde  uyguladıkları siyasi baskı ile Rum Ortodoks Kilisesinin uyguladığı manevi  baskıyı, yaşanan derin ekonomik kriz nedeni ile kırmaya başladı.

Taşınmaz Mal Komisyon’u Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) aldığı bir karar içeriğince kurulduğu ve  resmen AİHM’nin akredite ettiği bir kuruluş olarak görev yaptığı için Kıbrıs  Rum Yönetiminin, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kararlarını durdurmak ve Kıbrıs  (Rum) Cumhuriyeti Tapu Kayıtlarında işlem yaptırmamak gibi bir yetkisi veya  lüksü yok. İtiraz hakkı da yok. İtiraz hakkı sadece Komisyona başvuran “özel  kişi”ye ait.

Mal canın yongasıdır diyen birçok  Rum, Maraş’a Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönmeye sıcak bakmaya başladı. Bunların başını da ünlü Rum ailelerinden birisi çekmekte. Maraş ta toprağı olmayıp da adanın kuzeyinde taşınmaz mal bırakmış olanların baş da TMK’nın uygulamaları ile dönmüş vaziyette. Cebinde 5 kuruşu olmayan ve borç batağına iyice batmış olan Rumlar, çözümü TMK’ya başvuruda görüyorlar.

1 Temmuzdan sonra Kıbrıs konusunun  çok farklı bir aşamaya gireceğini birçok kez dile getirmiştim, tekrarlıyorum.

Artık mevcut süreç son bulmak  üzere.

Kıbrıslı Türklerin neredeyse son  bir asırdır verdikleri adada varoluş mücadelesi, anavatan Türkiye’nin müthiş ve  son derece akılcı katkıları, diplomasisi ve stratejisi ile biz Kıbrıslı Türkler  için yılların baskı, ambargolar ve insanlığın yüz karası izolasyonlardan  kurtulacağı yepyeni bir döneme giriyor.

Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Reklamlar